28 Şubat yasaklarına karşı kurulan ÖZGÜRDER faaliyetlerine devam ediyor

28 Şubat dönemindeki yasaklara karşı öğrenci, akademisyen ve yazarların bir araya gelerek kurduğu Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜRDER), haksızlıklara karşı çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye siyasi hayatında önemli bir kırılma noktası olan 28 Şubat postmodern darbesi; başörtüsü yasağı, katsayı uygulaması, memurlara yönelik fişleme ve ihraç, dindar iş insanlarına baskılar ile dernek ve vakıflara dayatmaların da yaşandığı ve toplumun birçok kesiminin mağdur edildiği dönem olarak hafızalarda yerini aldı.

Bu dönemde başörtüsü yasağı nedeniyle okuduğu üniversitelere giremeyen ve mağdur olan birçok öğrenci, akademisyen ve yazarın da desteğiyle seslerini duyurmak için ÖZGÜRDER kuruldu.

Bu dernek çatısı altında meydanlarda, üniversitelerin önlerinde yasağa karşı tepki göstermek ve kamuoyu oluşturmak için eylemler ve basın açıklamaları yapan mağdurlar, güvenlik güçlerinin müdahale ve engellemelerine rağmen çalışmalarını sürdürdü.

Mağdurlar, yasağın şiddetinin artırılması üzerine ülke çapında daha geniş katılımlı eylemler organize etti.

Yayımladıkları kitap, dergi ve bildirilerle de yaşadıkları mağduriyetleri gündeme getiren ve darbecileri teşhir için çalışmalar yapan mağdurlar, başörtüsü yasağı başta olmak üzere 28 Şubat yasakları sona erene kadar çabalarını sürdürdü.

Daha sonra 2008'de, "İnancımızın ve Kimliğimizin Aşağılandığı; Resmi İdeolojinin Dayatıldığı Törenlere Tavır Alalım!" başlıklı bildiriye imza attıkları için kapatma davası ile karşı karşıya kalan ÖZGÜRDER, hem meydanlarda hem de duruşmalarda davaya tepki gösterdi. Dernek, 2009'da davanın reddedilmesiyle kapatılmaktan kurtuldu.

ÖZGÜRDER, kurulduğu 28 Şubat sürecinden bugüne kadar haksızlıklara ve hukuksuzlara karşı müdahalesini sürdürüyor.

28 Şubat sürecinde şahsen de DGM'de yargılanan ve mahkum edilen ÖZGÜRDER Genel Başkanı Rıdvan Kaya, AA muhabirine o süreci anlattı.

Postmodern darbe sürecinin zirve noktasının 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları olduğunu söyleyen Kaya, Ankara Sincan'daki Kudüs etkinliğine tepki adına tankların yürütülmesi ve sonraki süreçte Refahyol iktidarının devrilmesiyle yasakların ülke çapında yayıldığını kaydetti.

Kaya, "28 Şubat'ta başörtüsü yasağı, kesintisiz eğitim adı altında imam hatiplerin tırpanlanması ve daha sonra katsayı engeli getirilmesi, derneklere, vakıflara, Kur'an kurslarına baskıların yoğunlaşması gibi yaygın ve sistematik bir baskı süreci yaşandı." dedi.

Bu süreçte başörtüsü yasağının sembol haline geldiğini dile getiren Kaya, bu dönemde üniversitelerin önlerinde kadın ve erkek öğrencilerin yasağı eylemlerle protesto ettiklerini belirtti.

Baskıların giderek artması ve meydanlarda polis şiddetinin belirginleşmesi üzerine, yasal zeminde de yasakçılara karşı mücadele etmek maksadıyla geniş bir öğrenci kitlesinin ve bazı gazeteci, yazar ile akademisyenlerin desteğiyle 1999'da ÖZGÜRDER'in kurulduğunu anlatan Kaya, başörtüsü yasağını merkeze alıp buna karşı yapılabilecekleri organize etmeye çalıştıklarını ama sadece başörtüsü yasağıyla kendilerini sınırlamadıklarını belirtti.

28 Şubat'taki başörtüsü yasağı haricinde katsayı adaletsizliği, memurlara yönelik fişleme, ihraç ve derneklere, vakıflara yönelik baskılar da olmak üzere yasak ve dayatmalarla ilgili de çalışmalar yaptıklarını ifade eden Kaya, "Bu süreçte İslam kimliğimizden dolayı uğradığımız sıkıntıları, baskıları, mağduriyetleri kamuoyunun gündemine getirme, bu yasaklara karşı tepki verme ve aynı zamanda da hukuki çerçevede çabalarımız oldu." diye konuştu.

Kaya, bu kapsamda yasaklara karşı üniversitelerin önlerinde eylemler ve basın açıklamaları yaptıklarını, daha sonra geniş katılımlı eylemler düzenlediklerini, kitap, dergi ve bildiriler yayımlayarak kamuoyunu bilgilendirdiklerini belirtti.

İlerleyen dönemde derneğin çalışmaları nedeniyle kapatma davası açıldığını belirten Kaya, daha sonra hukuksuz kapatılma davasının reddedildiğini kaydetti.

Kaya, şöyle devam etti:

"Açıkçası 28 Şubat'ın karanlık bir dönem olduğunu, failler ve destekçileri adına utanılması gereken bir süreç olduğunu düşünüyorum. Nitekim bugün baktığınızda 28'inci yılını dolduruyor. Aslında sadece bugün değil, geçtiğimiz yıllarda da belki bunu görmek mümkündü. Özellikle 2010'daki referandum sonrasında Türkiye'de yeni bir süreç başladı. 2007'de Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanlığının bitmesi ve ardından 2010’daki anayasa referandumuyla beraber yargının ve hükümetin üzerindeki askeri vesayet büyük ölçüde azaldı. Sonraki süreçlere bakıldığında, 28 Şubat sürecinde çok yoğun bir şekilde darbecilerin yanında yer almış unsurların dahi 28 Şubat'ı savunamadığını hamdederek gördük."

Genelkurmay'ın 28 Şubat'ta yargı ve medya mensuplarına brifing adı altında talimat verdiğini hatırlatan Kaya, bu süreci şu anda küçük bir kesim haricinde kimsenin açıkça savunamadığını vurguladı.

Sonraki süreçlerde 28 Şubat'ın yargılandığını ve mahkum edildiğini söyleyen Kaya, "28 Şubat, Türkiye'de sadece halkın vicdanında, iradesinde, seçiminde değil, mevcut yargı kurumlarının kararıyla da mahkum edilmiş kirli, karanlık bir olaydır." dedi.

28 Şubat döneminde "Etkileri gerekirse bin yıl sürecek." şeklinde propaganda amaçlı bir söylem kullanıldığına dikkati çeken Kaya, "Bin yıl sürecek dedikleri süreç, birkaç on yıl bile sürmedi. Tıknefes hale geldi ve daha sonra örgütleyenlerin de savunanların da hep birlikte zilletine yol açtı." ifadesini kullandı.

Kaya, "Biz olayı sadece Türkiye'den ve sadece burada yaşadığımız sıkıntılardan ibaret görmüyoruz. Biz ümmet coğrafyasında Müslümanların, mazlumların yaşadıkları bütün sıkıntılarla hatta yeryüzü genelinde mağduriyete uğramış bütün insanların sorunlarıyla elimizden geldiğince ilgilenmeye çalışıyoruz." diye konuştu.

28 Şubat döneminde İslami camiada birçok kişinin farklı suçlamalarla yargılanarak mahkum edildiklerini anlatan Kaya, bazı kişilerin, bir tiyatro oyunundan ötürü ''halkı kin ve düşmanlığa sevk etme'' suçlamasıyla cezalandırıldıklarını, Kudüs gecesinde temsili bir tiyatro oyununda İsrail'i taşladıkları için insanların "illegal örgüt üyesi olmak"tan ceza aldıklarını kaydetti.

Bu dönemde kişilerin, İslami faaliyetlerinden dolayı çok rahatlıkla "illegal örgüt üyesi olmak"la suçlanıp cezalandırıldığını söyleyen Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şahsen ben de bu anlamda İslami Hareket davasından dolayı yargılanıp kısa bir süre hapsedildim. Tahliye olduktan sonra tam da 28 Şubat havasının etkisiyle devam eden yargı süreci mahkumiyetimle sonuçlandı. Orada mesela şöyle düşünüyorum. Yargılama normal şartlarda olmuş olsaydı, herhangi bir delil söz konusu olmadığı için beraat etmem gerekirdi ama 28 Şubat sürecinde DGM'lerde İslami davalardan yargılanıp da beraat almak hemen hemen imkansız olduğu için yargılandığım diğer kişilerle birlikte ben de ceza aldım ve bu süreçte pek çok Müslüman gibi benim hakkımda da farklı davalar açıldı."

AA